Antik Mısır’da Kediler: Tanrıçalardan Mumyalara Kutsal Bir Dostluğun Hikâyesi
Antik Mısır’da Kediler: Tanrıçalardan Mumyalara Kutsal Bir Dostluğun Hikâyesi
Yazan: Vet. Hek. Mert Erdoğan, Foks Veteriner Kliniği
MÖ 1. yüzyılın ortasında Mısır’a yolu düşen Sicilyalı tarihçi Diodorus, gözleriyle gördüğü bir olayı not almış. Bir Romalı kazara bir kediyi öldürmüş. Kalabalık adamın evine yürümüş. Kralın gönderdiği görevliler araya girmiş, Roma’nın gölgesi de caydırmamış; Diodorus’a göre adam kurtulamamış [1]. Üstelik kimse onu kasten yaptığını iddia etmiyordu. Bir kedi ölmüştü, o kadar.
Bugün kedisini sofradan kaldırmaya çalışan herkesin tanıdığı o havalı duruşun kökü, galiba bu topraklarda atılmış. Ama hikâye “Mısırlılar kedilere taptı” cümlesinden çok daha kalabalık. Üstelik içinde, anlatılması pek hoş olmayan sayfalar da var. Gelin hepsine sırayla bakalım.
Her şey bir tahıl ambarında başladı
Evcil kedinin atası, Yakın Doğu yaban kedisi (Felis silvestris lybica). 979 kedinin DNA’sını inceleyen Driscoll ve arkadaşlarının çalışması, bugün yaşayan bütün evcil kedilerin bu tek alt türe uzandığını gösterdi; evcilleşmenin başlangıcı da Bereketli Hilal’deki ilk tarım köyleriyle çakışıyor [2].
Mantık basit. İnsan buğday ve arpa depolamaya başlayınca fareler geldi. Fareleri izleyen kediler de geldi. Kimse kediyi “evcilleştirmeye” kalkmadı; kediler bu düzeni kendileri seçti, insanlar da onları kovmadı.
Mısır bu hikâyenin başlangıcı değil. Kıbrıs’taki Shillourokambos köyünde bulunan yaklaşık 9.500 yıllık bir mezarda, yaklaşık sekiz aylık bir kedinin iskeleti, bir insan iskeletinin yalnızca 40 santim yanında yatıyordu. Kedinin parçalanmış ya da yenmiş izi yoktu [3]. Kıbrıs’ta yerli kedi olmadığına göre hayvan, bir gemiyle oraya getirilmişti. Mısır sanatında evcil kedilerin net biçimde göründüğü dönem ise yaklaşık 4.000 yıl öncesine, Orta Krallık’a uzanıyor [3]. Yani Mısırlılar kedi icat etmedi. Ona bir statü verdiler. Siz de evinize yeni bir yavru almayı düşünüyorsanız, önce yavru kedi sahiplenmeden önce 10 ipucu yazımıza göz atın.
Kedinin işi: bereket, güvenlik, sessiz bekçilik
Nil’in taşkın yatağında yetişen tahıl, Mısır’da hem sofranın hem ekonominin omurgasıydı. Ambarı kemirgenden korumak hayati bir işti. Kediler fareyle uğraşıyor, evlere giren yılan ve akrebi de ürkütüyordu. Kemirgenlerin taşıdığı hastalıkları kesin olarak “kediler önledi” diye yazmak abartı olur; ama günlük hayatta kedinin evin yararına çalıştığı açık.
Pratik fayda, zamanla sembolik bir değere dönüştü. Evde kedi olması, evin bereketli ve korunaklı olduğunu söylüyordu. Mezar resimlerinde kedilerin sandalyelerin altında oturması da genellikle ev hayatıyla ve doğurganlıkla ilişkilendirilir.
Bastet, Sekhmet ve Mafdet: üç farklı kedigil yüz
Bastet. Kedilerin en ünlü koruyucusu. Kedi başlı bir kadın ya da düpedüz kedi olarak resmedilirdi; ev, aile, doğum ve neşeyle anılırdı. İlginç bir ayrıntı: MÖ 1. binyıldan önce Bastet hâlâ bir dişi aslan olarak çiziliyordu, kedi imgesi daha sonra öne çıktı [4]. Ana kült merkezi Bubastis’ti. Burası bugünkü Tell Basta; Mısır’ın doğu Nil Deltası’nda, Zagazig kenarında. (Sık yapılan bir hata: tapınak İskenderiye’de değil.) Herodotus, Bastet şenliğine nehirden mavnalarla müzik ve şarkıyla giden kalabalıkları anlatır [5].
Sekhmet. Aslan başlı, sert, savaşçı bir tanrıça. Anlatıya göre Ra, insanlığa öfkelenip Sekhmet’i yeryüzüne salar; kan dökmeye başlayan tanrıçayı durdurmak için kırmızıya boyanmış bira yayılır, Sekhmet bunu kan sanıp içer, sarhoş olup sakinleşir. Bastet’le Sekhmet’in birbirine yakınlığı, kedinin iki yüzüyle de ilgili.
Mafdet. Daha az tanınır. Kralı ve kutsal mekânları zehirli hayvanlardan koruyan, yargıyla ilişkilendirilen bir tanrıça. Kedigil bir hayvan olarak resmedilen en eski figürler arasında sayılır.
Bu üç tanrıçaya bakınca Mısırlıların kedide ne gördüğü anlaşılıyor: bir yanda yavrusunu saran anne, öbür yanda avına atlayan avcı. Mısırlılar kedilere “tapmıyordu” denir sık sık; doğrusu, kedinin gerçek davranışlarında tanrısal nitelikleri görüyorlardı.
Kedi öldürmenin bedeli
Diodorus’un yazdığına göre Mısır’da bir kediyi öldüren, kasıtlı olsun olmasın, ölümle cezalandırılırdı [1]. Başta anlattığım olay bunun canlı örneği. Olay, Ptolemaios XII Auletes’in henüz Roma tarafından resmen “dost” ilan edilmediği dönemde, yani yaklaşık MÖ 60-59’da geçiyor [6].
Herodotus ise başka bir manzara anlatır. Evde bir kedi ölünce aile kaşlarını kazıyarak yas tutar, kaşlar uzayana kadar yas sürer. Yangın çıkınca insanlar önce kedileri kurtarmaya çalışır [5].
Bir not düşmeden geçmeyeyim: kedilerin Mısır’dan çıkarılmasının yasak olduğu, devletin yurtdışına kaçırılan kedileri geri getirmek için görevli gönderdiği sık tekrarlanır. Bu iddiayı sağlayacak sağlam bir antik kaynak bulamadım, o yüzden burada kesin bir bilgi gibi sunmuyorum.
Mumyalar, yavru kediler ve rahatsız edici bir sanayi
Kedi mumyalama, özellikle MÖ 664’ten itibaren (Geç Dönem) yaygınlaştı [7]. Bazı kediler gerçekten sevilmiş evcil hayvanlardı. Prens Thutmose’un kedisi Ta-miu (“dişi kedi”) bunun en tatlı örneği. Bu kediye, Amenhotep III’ün büyük oğlu Veliaht Thutmose, kireçtaşından bir lahit yaptırmış; lahdin üzerinde kedi, kendi sunu masasının önünde oturuyor [8]. Lahit bugün Kahire Müzesi’nde.
Ama mumyaların büyük çoğunluğu başka bir hikâye anlatıyor. Çoğu, tanrılara sunulan adaklardı. Tapınağı ziyaret edenler, adak olarak mumyalanmış bir hayvan satın alabiliyordu. Bu da dev bir talep yarattı: çiftlikler kuruldu, hayvanlar yetiştirildi.
2020’de Scientific Reports‘ta yayımlanan, Swansea Üniversitesi’nden Richard Johnston ve ekibinin yaptığı mikro-BT taramasında, mumyalanmış bir kedinin beş aydan küçük bir yavru olduğu ve boynunun bilerek kırılmış olabileceği ortaya çıktı [7]. Araştırmacılar, Mısır’da toplamda yaklaşık 70 milyon hayvan mumyası üretildiğini tahmin ediyor. Hepsi kedi değil elbette. Ama bu “kutsal” statünün, kedilerin kendisi için hep iyi sonuçlanmadığını da gösteriyor.
Mumyalanmayan kediler: Berenike’nin sıradan ev hayvanları
İşin güzel tarafı şurada. Kızıldeniz kıyısındaki antik Roma limanı Berenike’de (Karadeniz değil; sık karıştırılır) 2011’de, bir çöp alanının kıyısında özel bir hayvan mezarlığı bulundu. MS 1.-2. yüzyıla ait bu alanda, mumyalanmamış yüzlerce kedi, köpek ve maymun tek tek gömülmüştü. Hiçbirinde şiddetli bir ölüm izi saptanmadı [9][10]. Mezarlıkta kedilerin oranı alışılmadık derecede yüksek [9].
Arkeolog Marta Osypińska bunu, insanların kediyle gerçekten “evcil hayvan” ilişkisi kurduğunun işareti olarak yorumluyor [9]. Yani bir yanda tapınaklara adanmış kedi mumyaları, öbür yanda sıradan bir limanda sevilip gömülmüş kediler. İkisi aynı anda doğru.
Kedilerin isimleri
Kedinin Mısır dilindeki adı miu‘ydu (miyavlamayı taklit eden bir kelime). Ta-miu da buradan geliyor.
Veteriner hekim gözüyle: Bugünün kedisi hâlâ o ambarın kedisi
Bunu hep söylerim, bir kez daha yazayım: evdeki kediniz, genetik olarak o tahıl ambarındaki yaban kedisine çok uzak değil. Bu da şu demek:
- Avlanma içgüdüsü kaybolmadı. Tüy oltası, top, kartondan tüneller kedinin ihtiyacı. Sıkılan kedi mobilyaya, size ya da kendine yönelir.
- Sessiz, saklanan hastalar olabilirler. Yabanıl atalarının tavrı yüzünden kediler ağrıyı ve rahatsızlığı sık sık gizler. İştah, su içme, tuvalet alışkanlığı ya da uyku düzenindeki küçük değişiklikler ciddiye alınmalı.
- Koruyucu hekimlik “kutsal” kediyi bile korur. Mısırlıların elinde aşı yoktu; sizin elinizde var. Doğru zamanlama için kedi aşı takvimi yazımıza göz atın. Yeni bir yavru düşünüyorsanız, sahiplenmeden önce bilmeniz gerekenleri de aynı blogda bulabilirsiniz.
Kedinizin davranışlarında, iştahında ya da tuvaletinde sizi düşündüren bir değişiklik varsa beklemeyin. Muayene için Narlıdere’deki kliniğimizi arayın: 0 555 388 70 35.
Sıkça sorulan sorular
Antik Mısır’da kediler neden kutsal sayılıyordu? Üç neden birleşti. Kediler tahılı kemirgenlerden ve evleri yılanlardan koruyordu. Bastet, Sekhmet ve Mafdet gibi tanrıçalar kedigil biçimlerde tasvir ediliyordu. Ve kedilerin hem şefkatli hem avcı doğası, tanrıların ikili yapısına benziyordu.
Bastet kimdir? Ev hayatının, doğurganlığın ve neşenin koruyucusu tanrıça. Kedi başlı bir kadın ya da kedi olarak gösterilir. Ana kült merkezi Bubastis, bugünkü Tell Basta’dır.
Kedi öldürmenin cezası gerçekten ölüm müydü? Diodorus Siculus öyle yazıyor ve gözüyle gördüğü bir linç olayını anlatıyor. Yine de bu, tek bir tarihçinin anlatısı; kanunun ayrıntılarını bilmiyoruz.
Mısırlılar kedileri neden mumyaladı? Bir kısmı sevilen evcil hayvanlardı. Büyük çoğunluğu ise tanrılara sunulan adaklardı; hatta bu iş için hayvan yetiştiren çiftlikler vardı.
Kediler ilk olarak Mısır’da mı evcilleşti? Hayır. En eski ipucu, Kıbrıs’ta bulunan yaklaşık 9.500 yıllık bir insan-kedi mezarı. Genetik veriler tek bir kökene, Yakın Doğu’ya işaret ediyor. Mısır, kediye en yüksek statüyü veren medeniyet oldu.
Mısır Mau, antik Mısır kedilerinin torunu mu? Sanat eserlerindeki benekli kedilerle benzerlik sık vurgulanır, ancak bunu doğrudan bir soy bağı olarak göstermek için elimizde net bir kanıt yok.
Kaynaklar
- Diodorus Siculus, Bibliotheca Historica (Tarihî Kütüphane), Kitap 1.83. Livius.org özeti · Loeb çevirisi, giriş
- Driscoll C. A. ve ark. (2007). The Near Eastern Origin of Cat Domestication. Science.
- Vigne J.-D. ve ark. (2004). Early Taming of the Cat in Cyprus. Science. · National Geographic haberi
- Bubastis / Tell Basta. Wikipedia · Mısır Turizm ve Antikiteler Bakanlığı, Tell Basta
- Herodotus, Historiai (Tarihler), Kitap II (Bastet şenliği ve kedilere yas ritüelleri).
- Diodorus’un Mısır ziyaretinin tarihi. Loeb giriş
- Johnston R. ve ark. (2020). Evidence of diet, deification, and death within ancient Egyptian mummified animals. Scientific Reports, 10. Swansea Üniversitesi kaydı
- Veliaht Thutmose’un kedisi Ta-miu’nun lahdi, Kahire Müzesi. Thutmose (prens) · Malek J. (2006). The Cat in Ancient Egypt. British Museum Press.
- Osypińska M. (2016). Pet cats at the Early Roman Red Sea port of Berenike, Egypt. Antiquity, 90(354). doi:10.15184/aqy.2016.181
- Berenike hayvan mezarlığı. Live Science · Archaeology dergisi